Anasayfam Yap  |  Künye  |  İletişim  |  Reklam  |  Sık Kullanılanlara Ekle 
 
Ana Sayfa
Güncel
Ekonomi
Siyaset
Spor
Kültür & Sanat
Sağlık
Köşe Yazıları
Röportaj
Arşiv
Anket Arşiv
Sizden Gelenler
Mail List
MailList'e üye olun
Haberler anında mailinize gelsin
Anket
Web sitemizi nereden buldunuz?
Arkadaşımdan
Gazeteden
Google'den
Kendim buldum
Nöbetçi Eczaneler
Gaziantep'te Nöbetçi Eczaneler
Vefat Edenler
Listeyi görmek için tıklayın
Necdet Özaltan KÖŞE YAZILARI
 Rejimin yerleşmesi…
 
Bazı devletlerde bir grup hükümeti devirir yönetimi ele geçirirler. Ülkenin idaresini ellerine alırlar. Buna darbe denir. Darbeyi başarmak için silahlı güç gerekir. Silah da askerde olduğuna göre darbeleri asker yapar. Biri gelip kendilerini devirinceye yönetimde kalırlar. Asya, Afrika ülkelerinde, genellikle Ortadoğu’da örnekleri çoktur. Irak’ta albay ve general rütbesinde Abdülkerim Kasım Kral’ı; Abdüsselam Arif, Kasım’ı; Hasan El Bekir, Arif’i; Saddam Hüseyin El Bekir’i devire devire yakın yıllar kadar gelinmiş, ABD de Saddam’ın saltanatına son vermiştir. İran’da Şahın gidişi, Suriye’de Edip Çiçekli, Şükrü kuvvetli, Hafız Esat dönemi.. Afganistan’da, Pakistan da saymakla bitmez.
Bir de, bir grup gidişatı beğenmez, hükümeti devirir, geçici bir yönetim kurar. Yeni Anayasa hazırlatır. Kafasına göre bir düzen kurar. Kısa zamanda seçimlere gider. Yönetim, kazanana devreder ve uzaklaşır. Buna da devrim adı veriliyor. Örneği Türkiye’de görülmüştür. Devrimi yapmış, yönetimi devretmişler. Hiç olmazsa Cumhurbaşkanı bizden olsun demişlerdir. 27 Mayıs’ta ömrü vefa etmeyen Cemal Gürsel’in, 12 Eylül’de de Kenan Evren’in, referandumlarla, başka yollarla Cumhurbaşkanı olmasını sağlamışlardır.
Darbeler ve devrimler başarıya ulaşırsa meşrudur. Başarılamazsa suçtur. Yargılanırlar. Talat Aydemir’in akamete uğrayan darbe teşebbüsü gibi…
Adı darbe olsun, devrim olsun. O ülkede böyle bir teşebbüste bulunmanın gerçek nedeni, o ülkede rejimin iyi yerleşememesindendir. Bir devlet kurulmuştur. Hala onun varlığını, koyduğu kuralları hazmedemeyenler gruplar vardır. Kendi istedikleri yönetim biçimini getirmek isterler. Örneğin İran; Şah Pehlevi dönemin, her ne kadar meşruti bir yönetim ise de, İran’ı batıya yönelik, modernleşme eğiliminde idi. Fakat tutucu gruplar ağır bastığından şahı ülkeden kaçırdılar. Humeyni’yi getirip, ülkeyi belki iki yüz yıl geriye götürdüler İran’ı. Kadın hakları ellerinden alındı. Çarşaf, peçe mecburiyeti konuldu. El ele dolaşanlar cezalandırıldı.
Henüz rejimin yerleşmediği anlaşılan ülkelerden biri de Türkiye’mizdir. Atatürk, parçalanan Osmanlı İmparatorluğunun enkazından bir devlet yaratmış. Fakat Atatürk ilkelerini beğenmeyen, istemeyen, eskinin özlemini duyanlar pusuda kalmışlardır. Atatürk’ün Türkiye’si, kendi kurduğu Cumhuriyet Halk Partisinin güdümünde ölümüne ve sonrasında on iki yıl daha, 1950 ye kadar yönetimini sürdürmüştür.
1946 yılında çok partili sisteme geçildi. CHP ye karşı Demokrat Parti kuruldu. 1950 seçimlerinde çoğunlukla seçimi kazandı ve Demokrat Parti iktidar oldu. Atatürk’ün koyduğu rejimin, ilkelerinin yerleşmediği anlaşıldı. DP nin on yıllık icraatı karşıtlarınca beğenilmedi. Bir bebek düşünün. Dillendiği günden itibaren Atatürk öğretiliyor. Atatürk’ün resmini nerede görse tanır. Okulda her şey Atatürk’ledir. Bahçede Atatürk büstü, Salonda ve sınıflarda Atatürk köşesi, Atatürk’ün Gençliğe Hitabı. Her yer Atatürk kokar. Hele askeri okullarda öğrenci Atatürk’le yatar kalkar. Atatürk devrimlerinin bekçisi olduğuna, rejimi nasıl koruyacağına şartlandırılır. Gerektiğinde nasıl müdahale edileceği öğretilir. Asker de ne yapar? Rejim elden gidiyor diye devrim / darbe yapmaya kalkar.
Yukarda da sözünü ettiğimiz gibi darbe / devrimlerin kaynağı rejimlerin yerleşememesinden kaynaklanmaktadır.
Avrupa’da, ABD de darbe olmaz. Çünkü rejim yerleşmiştir. O ülke halkı temel ilkelerde birleşmişlerdir. Batılı ülkelerde bir cumhuriyetçi, bir demokrat, bir liberal, bir muhafazakâr parti iş başına geçer. Fakat rejimi değiştirmeye kalkmaz. Çünkü temel yapıda birliktirler. Hükümetler yeni projeler üretebilir. Uygular. Fakat temel esaslara dokunulmaz. Hangi hükümet gelirse gelsin, ekibini kurar. Bürokrasiye de dokunmaz. Müsteşarlar gene görevleri başındadırlar. Rejimi yerleşmiş ülkeler seçimlerini yaparlar. Ertesi gün ballı kaymaklı olurlar. ABD nin yeni Başkanı Barak Obama’nın, seçimlerdeki tek rakibi Hillary Clinton’u Dışişleri Bakanı yaptığını aklınız alıyor mu?
Bizde ise başa geçen iktidarlar da Anayasadan başlar, eğitimi, diyaneti, yargıyı, sağlığı, güvenliği, bu da yetmez bürokrasiyi müsteşardan odacısına kadar kökten değiştirmeye kalkarlar.


Okunma 82

BU YAZARA AİT DİĞER YAZILAR
 Marketçi kadar olamayanlar…(05.08.2010)
 Numan Bey ve Çetin Ceviz…(03.08.2010)
 Örtülüsü…(02.08.2010)
 Tıbbın ana ögesi (2)(29.07.2010)
 Tıbbın ana ögesi (1)(28.07.2010)
 Dokunulmaya gelmeyenler..(21.07.2010)
 Etiket mi, içi mi?(20.07.2010)
 İçinde mi, dışında mı?(19.07.2010)
 Yol kazası…(17.07.2010)
 Ertuğrul Faciası!..(16.07.2010)
 Şirket yönetir gibi..(15.07.2010)
 Harvard’da okumak…(13.07.2010)
 Enerji kaynakları..(12.07.2010)
 Asker neden vardır?(10.07.2010)
 İkisi bir arada olmuyor… (2)(09.07.2010)
Bugünün Yazarları
Fevzi GÜNENÇ
Nejat TAŞKIN
İsa KAYACAN
Halil İbrahim Kurt
 
   

Anasayfa    |   Yazarlar    |   Röportaj    |   Reklam Rezervasyon    |   Künye    |   Arşiv    |  İletişim
© 2007 Gaziantep Zafer Gazetesi